Alaçatı eskiden İzmir'in oldukça küçük ve pek adı duyulmamış bir köyüymüş. Yılın 330 gününde esen rüzgar ve çakıllı sahilleri yüzünden tatilciler de pek tercih etmiyormuş. Bu durum günümüzde tamamen değişmiş durumda, artık Alaçatı her yaz döneminde yerli veya yabancı birçok turistin uğrak yeri oluyor. Fakat burada turistler sahillerde saatlerce yatıp bronzlaşmaya çalışmıyor, denizde rüzgar sörfü (wind surf) yapıyor, rüzgar estiğinde ise artık herkesin yüzü gülüyor.
Kısa Bir Tarihçe
Pencereden - Alaçatı
Günümüzdeki Alaçatı bölgesi eski Ion Uygarlığı'ndan bu yana insanlar tarafından yerleşim bölgesi olarak kullanılmış. 1300'lü yıllarda bölge Osmanlı'ların eline geçince buraya Alacaat Aşireti yerleşmiş ve Alaçatı isminin de büyük olasılıkla bu aşiretten kaynaklandığı düşünülmekte. 1830 yılında bölgenin bir yöneticisi savaşlar nedeniyle azalan işçi sayısını artırabilmek için tam karşıda bulunan Sakız Adası'ndan Rumları Alaçatı'ya davet etmiş. Sakız'dan gelen Rumlar Alaçatı'ya yerleşip, hem yerli halkın işlerine yardımcı olmuşlar hem de iyi bildikleri üzüm yetiştiriciliği ve şarap üretimini burada yapmaya başlamışlar. Alaçatı'nın nüfusu bu dönemde 12 bin kadar olmuş, bir çok güzel taş ev ve başka binalar yapılmış.
1912 yılında Balkan Savaşı nedeniyle Türk göçmenlerin gelmesiyle Alaçatı'daki Rumların çoğu tekrar geldikleri yere dönmüşler. Buraya yerleşen Türk göçmenler bu sefer bildikleri tek iş olan tütün yetiştiriciliğine başlamışlar. Alaçatı'da bulunan uygun binalar bu kez tütün deposu olarak kullanılmaya başlanmış. İklimin uygun olmaması nedeniyle tütün yetiştiriciliği ve hayvancılık gibi gelir getirici işler başarılı olmamış ve Alaçatı 1990 yıllarına kadar uykuya dalmış. Son 20 yıl içinde Alaçatı sosyal yaşamı bu kez turizm nedeniyle tekrar canlanmış.
Nasıl Gidilir?
Alaçatı, İzmir'in tanınmış ilçesi Çeşme'ye komşu ve buraya Çeşme'ye kadar giden yaklaşık 80 kilometre uzunluğundaki otoyolu kullanarak ulaşabilirsiniz. Manisa ve Spil Dağı üzerinden İzmir'e ulaştıysanız, biraz ilerledikten sonra Ege Üniversitesi kavşağına gelirsiniz. Burada Çeşme'ye doğru uzanan otoyola bağlantı sağlayan çevre yolunu gösteren tabelaları göreceksiniz. Başka bir yoldan İzmir merkeze ulaştıysanız Konak ve Güzelyalı tabelalarını takip ederek Çeşme otoyolunun girişine ulaşırsınız. Bu otoyolun sonuna doğru Alaçatı çıkışını göreceksiniz.
Nerede Kalabilirsiniz?
Alaçatı'da çok sayıda otel ve pansiyon var. Bunların neredeyse tamamı eski taş ev biçiminde ve bazıları oldukça konforlu. Bu otellerden özellikle merkeze veya sahile yakın olanların yatak ücreti fazla olabiliyor fakat biraz araştırarak kendinize uygun bir yer bulabilirsiniz. Ben eski taş evlerden yapılmış bir otelde kalmanızı öneririm, böylece kaldığınız yer ileride aklınızda güzel bir anı olarak kalacak. Alaçatı'da yer bulamazsanız veya fiyatlar uygun gelmezse Çeşme'de çok daha düşük ücretli otel veya pansiyonlar bulabilirsiniz. Çeşme'den Alaçatı'ya otomobille 15 dakikada ulaşabilirsiniz veya bu iki yer arasında sık sefer yapan otobüsleri kullanabilirsiniz.
Moda Terzisi - Alaçatı
Fotoğraf Çekilebilecek Yerler
Alaçatı sadece rüzgar sörfü tutkunları için değil fotoğraf meraklıları için de çok ideal bir yer. Burada yerli halk misafirperver ve bazı bölge halkı gibi fotoğraf çekilmesi konusunda tutucu değil. Köyün yukarı mahallelerindeki evler ve sokaklar da fotoğraf açısından ilginç görüntüler sunuyor. Bölgede bulunan ponza taşından yapılmış sarmaşıklarla kaplı çoğu Rumlardan kalmış eski taş evler çok güzel görünüyor. Bu taş türü ilk anda yumuşak bir yapıda oluyor ve kolayca biçimlendirilebiliyor. Yıllar içinde sertleştiğinde hem çok dayanıklı oluyor hem de gözenekli yapısı nedeniyle ısı ve ses izolasyonu sağlıyor. Bu evlerin büyük bir kısmı şu anda otel veya eğlence yeri olarak kullanılmakta. Alaçatı'da yapılan yeni binaların da sahipleri tarafından eski taş evlere benzetilmesi göze güzel görünmelerini sağlamış.
Bunların yanında sahilde sürf yapanların fotoğraflarını da çekebilirsiniz. Bu tür fotoğraflar için en az 200-300 mm.lik iyi bir zoom lensine ve hızlı çalışmanıza gereksinim olacak. Gerekirse kıyıya ardarda bir kaç gün gidip şansınızı deneyebilirsiniz. Burada tripod kullanmayı herkesin dikkatinin üzerinizde toplanmasını sağlayacağından önermiyorum. Bunun yerine uygun ışık koşulları da olduğundan enstantane süresini gerektiği kadar kısa tutarak elde fotoğraf çekmek daha iyi olacak. Alaçatı'da sürf yapılan koyda deniz uygun olduğundan sporcular kıyıya çok yakın noktalara kadar gelebiliyor böylece güzel fotoğraflar çekme şansınız olabiliyor. Belki en iyisi daha önceden anlaştığınız bir sporcu ile bir tekne kiralayıp açık denizde çalışmak.
Alaçatı'nın değirmenlerine gelince. Aslında daha Çeşme otoyolundan gelirken Türkiye'de kurulan ilk rüzgar enerji santralini görünce değişik bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz. Burada gerçekten sürekli rüzgar esiyor ve Alaçatı içinde her yerden görülen bu türbinler hiç durmadan elektrik üretiyor. Alaçatı'da eskiden yaşayanlar da rüzgardan yararlanabilmek için çok sayıda yel değirmeni inşa etmiş. Bu değirmenlerin çoğu ne yazık ki günümüze kadar ulaşmamış. Bunlardan bazılarını Alaçatı merkezde belediye binası yakınında bir park içinde görebilirsiniz. Buradaki yel değirmenleri artık çalışmıyor ve çok dikkatsizce restore edilmiş. Simgelerinden birinin yel değirmeni olan bir yerleşim bölgesinde eski değirmenlere böyle özensiz davranılması üzücü.